User-agent: Mediapartners-Google* Disallow:

bitkiler - http://www.devirdaim.blogcu.com - Blogcu



« Önceki |

11/4/2008

Prinç ucuzlayıncaya kadar almayın
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tüketici Hakları Merkezi, fiyatlar normale dönene kadar pirinç ve bulgur satın almamaya davet etti

Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) Genel Başkanı Ömer Keser, pirinç fiyatlarındaki artışlara ilişkin olarak,
Türkiye tüketicisini, tüketimden gelen gücünü kullanmak üzere, fiyatlar
normale dönene kadar pirinç ve bulgur satın almamaya davet etti.

Keser, son günlerde pirinç fiyatlarında yaşanan fahiş fiyat artışlarını
ve beraberinde oluşan tartışmaları yazılı bir açıklamayla değerlendirdi.

Türkiye'de yaşanan gerginlik ortamını fırsat bilen vurguncuların,
tüketicinin temel gıda maddelerinden olan bulgur ve pirinç fiyatlarında
oynamalar yaparak tüketicileri mağdur ettiklerini dile getiren Keser,
konuyla ilgili kamuoyunda yaşanan tartışmalarda, zamlara gerekçe olarak
tüm dünyada yaşanan kuralık faktörünün gösterildiğini, aracı ve diğer
kurumların birbirlerini itham ettiğini kaydetti.

Keser, tarafların, yaşanan fırsatçılığın sorumluluğunu üzerinden atmaya
çalıştıklarını savunarak, şu görüşleri aktardı:

''Fakat fiyatların kısa süre içerisinde yüzde 100'e varan oranlarda
zamlandığı ve tüketiciyi ekonomik olarak mağdur ettiği gerçeği gözler
önündedir.

Anayasamızın 172. maddesi 'Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı
tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik
eder' şeklinde düzenlenmiştir. Tabloya göre temel gıda maddelerinde
yaşanan fahiş fiyat artışlarının arkasında bir başıboşluğun olduğu
bilinen başka bir gerçektir. Anayasamız gereğince, devletin yaşanan bu
başıboşluğa müdahale etmesi ve mağduriyetlerin önüne geçecek tedbirleri
alması gerekmektedir.''

Ömer Keser, bu aşamada, TÜ-MER olarak, Türkiye tüketicisine çağrıda
bulunduklarını belirterek, ''Son günlerde temel gıda maddelerine yapılan
fahiş zamların ardındaki vurgunculara tepki göstermenin zamanı gelmiş ve
geçmektedir. Tüketici adına kamuoyu oluşturmak ve tepkisiz kalmamak
amacıyla Türkiye tüketicisini, tüketimden gelen gücünü kullanarak
fiyatlar normale dönene kadar pirinç ve bulgur satın almamaya, fahiş
zamlar ile satılan ürünleri tercih etmemeye ve alternatiflerini
kullanmaya davet ediyoruz'' dedi.

Keser, başta Türkiye'de yaşanan gerilim olmak üzere her konuyu fırsata
çevirmeyi planlayan vurguncuların tespit edilmesi, cezalandırılması ve
kamuoyuna teşhir edilmesi için gerekli çalışmaların başlatılması
gerektiğini kaydetti.

10/2/2008

Fındığı üreten Türkiye, parayı kazanan Avrupa
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (OTSO) Ömer Aydın, tarımsal üretimde söz sahibi olan ülkelerden çok son ürünü pazarlayan ekonomilerin para kazandığına dikkat çekti.

Ömer Aydın yaptığı açıklamada, günümüzde sadece üretilen tarım ürünleriyle refaha ulaşılmasının mümkün olmadığını belirterek, bunun en somut örneğinin fındık olduğunu kaydetti. Çikolatayı oluşturan kakao yağı, şeker ve fındık gibi ürünlerin üretiminde söz sahibi olan ülkelerin iyi para kazanamadığı halde, son ürün olan çikolatayı üreten Almanya ve İsviçre'nin bu işlerden büyük paralar kazandığını işaret eden Aydın, Türkiye'nin artık çikolata sanayisine girmesi gerektiğini vurguladı. Aydın, "Fındık üreticisi olmayan birçok gelişmiş ülke fındığımızı alıp işleyip ambalajlayıp yüksek fiyattan tekrar ihraç ediyor. Artık Türkiye'nin de en önemli girdisini elinde bulundurduğu çikolata ve şekerleme sanayisini dünya pazarlarını zorlayacak düzeyde piyasaya girme zamanı gelmiştir" dedi.

Alman ekonomisinin fındık yetiştirmeyi cazip görmediğini kaydeden Aydın, "Fındık şu an için Alman ekonomisi tarafından çok cazip görülmüyor. Zaten cazip görülseydi gözünün yaşına bakmazdı. Bizim burada yapmamız gereken öncelikle üretim maliyetlerini düşürmektir. İkinci olarak son ürün olan çikolata ve şekerleme sanayisinde dünya pazarına girmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

10/1/2008

Genetiği değiştirilmiş ürünlere dikkat
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

ANKARA (ANKA)-Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş genetiği değiştirilmiş ürünlerin tehlike saçtığını ve bu ürünlere dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi.


Göktaş yaptığı açıklamada, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar(GDO) adı verilen yiyeceklerin mutfaklara kadar geldiğini ve vatandaşın bu yiyeceklere karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Yiyeceklerin kendi doğasında bulunmayan başka bir karakter kazandırma yoluyla, farklı bir organizma elde edilmesi şeklinde ifade edilen GDO'ların, insan sağlığı açısından tehlike saçtığını kaydeden Göktaş, “Resmen ithal edilen bir çok ürünün içinde bilerek veya bilmeyerek GDO'ya rastlamak mümkün. Ve bunun bizdeki alım satımı ilgilendiren yasal süreci devam ederken, Tarım Bakanlığı'nın çok sıkı denetim yapmasını istiyoruz. Buna asla izin verilmemeli” dedi
GDO'ların antibiyotiğe karşı önceden dirençli hale getirilmiş olduğunu ifade eden Göktaş, hastalık anında vucudun antibiyotiğe karşı direnç kazandığını bu nedenle antibiyotiklerin etkili olmadığını belirtti. Bu tarz yiyeceklerin üretiminde, kuraklık ve böceklere karşı korunması amacıyla, böcek ilacı kullanıldığına dikkat çeken Göktaş, bu ilaçların vucutta toksik etkiler ortaya çıkarabileceğini ve alerji hastalıklarını tetikleyebileceğini belirtti.

Dünyadaki ekili alanların içinde 67 milyon hektardan fazlasında genetiği ile oynanmış tarım yapıldığını savunan Göktaş, bu ekimin yüzde 99'unun ABD, Kanada, Arjantin ve Çin de gerçekleştiğini belirtti. ABD başta olmak üzere AB ülkelerinin dünyada ki kıtlığı ve açlığı önlemenin yolu olarak gördüğü GDO'lu ürünlerin doğal yaşamı tehdit ettiğini savunan Göktaş, “Bu durum çok uluslu şirketlerin oyunudur ve tarım nüfusu sömürülmektedir" dedi.

29/11/2007

Tarımsal ürünlere "bor" bereketi
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, tarımsal üretimde bor kullanımı konusunda başarı sağladıklarını ve yüzde 10-30 arasında verim artışı ortaya çıktığını açıkladı.

Bor ile üretilen mikro besleyicilerin 2008 yılından itibaren genel kullanıma sunulabileceğini belirten Güler, üretim değerinde yüzde 10 artış sağlanabileceğini kaydetti. Türkiye'nin bitkisel üretim değerinin 25 milyar YTL olduğu dikkate alındığında, bor yardımı ile tarımsal üretimde sağlanacak değer artışı 2.5 milyar YTL olacak.

Güler, Ulusal Bor Enstitüsü Başkanı Erk İnger ve Eti Madencilik Genel Müdürü Orhan Yılmaz ile birlikte, bor madeninin tarımsal üretimde kullanımına ilişkin çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Türkiye'nin dünya bor rezervlerinin yüzde 72'sine sahip olduğunun altını çizen Güler, rezerv büyüklüğünün 2.5 milyar ton olduğunu ifade ederek, 'Bugünkü kullanım haliyle 500 yıl kadar yetecek rezervimiz var. Bunu katma değeri yüksek ürünler olarak satmak istiyoruz. 400 milyon dolar ciroya ulaştık' dedi. Rezervde dünya birincisi, piyasada dünya ikincisi olan Türkiye'nin özellikle Rusya'ya satışa başlayarak hem rezerv hem piyasada birinci hale geldiğini anlatan Güler, borun tarımda kullanımı için Atatürk, Selçuk, Ankara, Dicle Üniversiteleri ve Ordu Ziraat Fakültesi ile çalışma yaptıklarını ifade etti.

BUĞDAY VERİMİNİ YÜZDE 35 ARTIRDI

Çalışma sonuçlarında; buğdayda yüzde 35, şekerpancarında yüzde 15, sarımsakta yüzde 22, yoncada yüzde 30, domateste yüzde 18, fındıkta yüzde 19 verim artışı sağlandı.  Güler, tarımsal üretimde bor kullanarak, hem bor madenini kullanacaklarını, hem tarımsal üretimi artıracaklarını hem de 4 milyon hektarlık çorak alanı tarıma kazandıracaklarını anlattı. Bordan 70 bin ton katma değeri yüksek uç ürün üreteceklerini belirten Güler, Türkiye'nin bor haritasını çıkaracaklarını söyledi. Buğday, fındık gibi geleneksel ürünlerin yanı sıra meyveler, biyodizel başta olmak üzere endüstriyel bitkilerde bor mikro besleyicisini kullanacaklarını anlatan Güler, 'Borun farklı alanlarda; çimentoda, hidrojen üretiminde, veterinerlikte, insan sağlığı alanında kullanılması çalışmalarımız da olacak' dedi. Eti Madencilik Genel Müdürlüğü'nün mikro besleyici için fabrika kurma çalışmasının sürdüğünü bildiren Güler, tesisin 2008'de tamamlanacağını kaydetti. Dünyanın bor haritasını da çıkaracaklarını belirten Güler, 'Hem insani amaçlı, açlıkla mücadelede önemli adımlar atacağız hem de yeni ürünler geliştireceğiz' dedi.  Borun tarımsal üretimde kullanılması için iki yıl arazide deneme yapıldığını anlatan Güler, verim artışının ekonomik getirisinin sorulması üzerine, 25 milyar YTL'lik bitkisel üretim değerinde yüzde 10 artış olabileceğini, hatta oranın daha da artabileceğini söyledi.

800 DERECEYE KADAR YANMAYAN MALZEME ÜRETİLDİ

Ulusal Bor Enstitüsü Başkanı Erk İnger de, bor üzerindeki diğer çalışmalarını anlatırken, çinkoborat ile 800 dereceye kadar yanmayan boya ve malzeme ürettiklerini kaydetti. Bu malzeme ile izolasyon yapıldığında yangınlarda insanların hayatlarını kurtaracak zamanın sağlanacağını vurgulayan İnger, araba motorlarının ömrünü üç kat artıran ve yakıt tasarrufu sağlayan kimyasallar da ürettiklerini ifade etti. 

Eti Madencilik Genel Müdürü Orhan Yılmaz da, bor kimyasalları satışının dört yılda 201 milyon dolardan 400 milyon dolara çıktığını söyledi. Üç senede 600 milyon dolar, sonraki üç yılda da 800 milyon dolar ciroyu hedeflediklerini ifade eden Yılmaz, bor kimyasalları satışını 300 bin tondan 1,4 milyon tona çıkardıklarını ifade etti.

23/8/2007

İncir, basur hastalığına iyi geliyor
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

TOKAT (İHA) - Herhangi bir meyveye göre en yüksek lif özelliğine sahip olan incirin hemoroit (basur) hastalığına faydalı olduğu kaydedildi.

Hemoroit tedavisinde kremler, fitiller, bitkisel ürünlerin yanında hastalıktan kurtulmada diyet önemli rol oynuyor. Diyet olarak ise uzmanlar yüksek oranda lif içeren meyve ve sebze tüketilmesini öneriyor. Karpuz, kayısı, armut, kuru erik ve hurma vb. arasında yüksek lif özelliğine sahip incirin basurun ortadan kalkmasında etkin bir meyve olduğu bildirildi. Tokat İl Sağlık Müdürü Yardımcısı Mete Bayburtlu, her üç kişiden birinde görülen basurun tedavisi ve oluşumunda beslenmenin önemine değindi. Bayburtlu, lifli meyvelerin sindirime yardımcı olduğunu ifade ederek, "Kabız kalmamak için lifli ve tahıllı ürünleri bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağlayacaktır. Ayrıca günde en az 1.5 litre su içilmeli. Kesinlikle baharatlı yemekler ve alkolden uzak durulmalı. Bu anlamda lifli meyveler arasında yer alan incir, süt, sirke veya zeytinyağına batırılarak yenildiğinde basur tedavisinde etkili olabilir. Bu şikayetinizden kurtulabilirsiniz" dedi.

Bayburtlu, ayrıca basur şikayeti olanların erken dönemde doktora gitmelerinin doğabilecek ciddi sorunları önüne geçeceğini kaydetti.

Google

VİDEOLARIM/Kısa Film


Powered by eSnips.com

Son Yazılar

Arkadaşlarım

hobilerimden

uygarradikal

ata1881

umutcocuklari

hukuksal

soymet

Kitap Özeti

desoyoz

kelebek50

kiminelikimincebinde

benyaziyorum

yagmurzamani94

mehmet gelir

enguzelgunler

amanitaverna86

kartanesi35

cilginogretmen

satiyorumsaaattim

ogretmen68

dizix

yenigelengun

armutluyokusu

turanblog

dangerrdr

1001kopru

atyarisialtili

bloghertelden

soyoz

webtc

reklamyayinla

islammuhabbeti

bakimliyiz

guzelbayan

parfumler

aysummm

havlukenarim

orgumuz

lifmodellerim

bahcebakimim

bakimlibayaniz

emostili

gelinliklerim

kadinlarkulubum

elbiselerim

askhikayelerimiz

sikabiyeler

guzelavatarlar

dantelciyizz

dantelresimlerimm

orguresimlerim

nakislarimm

orgudikisnakis

dikisnakisorgu

nakisdikisorgu

nakisorgudikis

oorgu

ddantel

nnakis

dantell

orguu

yenidantelmodelleri

yeniorgumodelleri

yenihavlukenari

sinlenbec

okubakim

ispirte

gayrak

dantelmodellerim

guzeldantel

ayakkabim

bayansaatleri

tesetturgiysiler

orgucanta

boleromodellerii

seleninyeri

orguresimleri

oyaresimleri

dantelresimleri



Free Blog Content

Website Counter
Destekliyorum

Blogcu ile yapıldı
Get Free Shots from Snap.com