User-agent: Mediapartners-Google* Disallow:

doga-cevre - http://www.devirdaim.blogcu.com - Blogcu



« Önceki |

10/2/2009

Karıncaların ilginç sırrı
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Karıncaların yuvalarına mikrofon ve hoparlör yerleştiren bilim adamları büyük sırrı ortaya çıkardı.
Karıncaların yuvalarına mikrofon ve hoparlörler yerleştiren bilim adamları, kraliçe karıncanın işçi karıncalara yönelik sesini kaydetti.

İngiliz bilim adamları, karıncaların yuvalarının içinde konuştuğunu ifade ediyor.

İngiliz gazetelerinde yer alan habere göre, yuvaların içine minyatür mikrofon ve hoparlör yerleştiren araştırmacılar, kraliçe karıncanın işçi karıncalara yönelik sesini kaydedip tekrar çaldı.

Oxford Üniversitesi'nden Jeremy Thomas, kraliçenin sesini çaldıklarında işçi karıncaların antenleri havada ve çeneleri açık saatlerce hareketsiz savunma durumunda beklediklerini kaydetti.

İngiliz bilim adamı, "En önemli keşif, değişik seslerin karınca kolonisinin değişik tepkilerine yol açması' dedi.

Araştırma Science dergisinde de yayınlandı.

29/12/2008

HES mücadelesinde çevrecileri sevindiren karar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Karadenizli çevreciler, doğal hayata zarar vereceği gerekçesiyle dava yağmuruna tuttukları hidroelektrik santrallarına (HES) karşı ilk hukuki başarılarını kazandı

Rize İdare Mahkemesi, Rize Fındıklı ve Artvin Şavşat ilçelerindeki iki HES’e karşı açılan davada “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. 

Bilirkişi raporu beklenmedi
Mahkemenin, bugüne kadar yaygın kararların aksine, bilirkişi raporu beklenmeden verdiği yürütmeyi durdurma kararı, çevreciler ve mücadeleye destek veren halk tarafından sevinçle karşılandı.
Artvin, Trabzon, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon ve Rize’de 400’den fazla HES projesi hazırlanırken, 40’tan fazlasının inşaatı başlamış durumda. HES’lerin, hem doğal dengeye, hem de bölgedeki tarım faaliyetlerine öldürücü darbe vuracağını belirten Karadenizliler, çeşitli platformlar oluşturarak çok sayıda dava açtılar.
Karadenizlileri umutlandıran ilk karar Rize İdare Mahkemesi’nden geldi. Mahkeme, Artvin Şavşat ilçesi Meydancık beldesi sınırları içinde EBARA Elektrik Üretim AŞ tarafından Papart Deresi’ne yapımı planlanan Cüneyt Regülatörleri ve HES projesine dair verilen ÇED raporunun iptali istemiyle açılan davada “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. Mahkeme kararında, Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan verilen ÇED raporuna ilişkin tutanakların ve diğer belgelerin istenmesine karar verdi.
Mahkeme ayrıca, davalı konumundaki bakanlığın savunmasının alınması sonrası yeni bir ara karar alınana kadar yürütmenin durdurulmasına hükmetti.
Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararında şu gerekçeyi dayanak gösterdi: “Dava konusu uyuşmazlığın özelliği, çevreye etkileri ve projenin kapsamı dikkate alındığında telafisi güç ve imkânsız zararların oluşmasını önlemek amacıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra yeni bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına karar verildi.”

SERHAT OĞUZ İstanbul

20/10/2008

*Birak Sevgi Seni buLsun*
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

*Iyi kalpli, yalniz bir adam, bir gün bir koza
bulur. Kozanin icinde kücük
bir tirtil vardir. Adam çok sever bu tirtili, onunla tüm yalnizligini, tüm
sevgisini paylasir.

Gel zaman git zaman tirtil büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebegine
hayran... birakamaz bir türlü... Aslinda kelebegin aklinda daglar, kirlar,
çiçekler vardir da; kiyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalniz birakamaz
onu... Üç günlük ömrünü sevildigi ve sevdigi yerde geçirmeye hazirdir...

Ama adam bilir ki; "Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir" ... Kelebegine
son kez bakar ve onu saliverir özgürlügüne, kirlarina, çiçeklerine
dogru...

Kelebek mutlu olmasina mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek
yapragi adamin avucunun sicakligini andirmaz... Aklinda adam, o çiçek
senin bu çiçek benim dolasir saatlerce... Adam bir kelebege sevdali, bakip
durur bosluguna. Kelebekse hala konacak sicak bir avuç aramakta...

Böylece kelebek sunu anlar: BAZEN AIT OLDUGUMUZ YER ORASIDIR; SICAK BIR
AVUCTUR BILIRIZ AMA O YERIN BIZE AIT OLMA IHTIMALI BIR HIÇTIR ...
Böylece adam sunu anlar: HIÇ BIR SEVDAYI YALNIZCA SEVGIYLE YASATAMAZSINIZ
...

O günden sonra kelebek, adama duydugu özlemi gömecek bir dag aramaya
baslar, ama gücü tükenene dek arayis da bulamayinca anlar ki; HIÇ BIR DAG
BIR ÖZLEMI GÖMEBILECEGINIZ KADAR BÜYÜK DEGILDIR ...

Adamsa sevdasini koyar simsicak avuçlarina; kelebegin yerine...

alıntı

2/10/2008

İstanbul'da tarihi değiştirecek buluş
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İstanbul’un ilk köyü, cilalı taş devrinde kurulmuş!

Marmaray projesi için yapılan kazılarda tarihi değiştirecek bir keşfe imza atıldı. Yenikapı’daki çalışmalarda 8.500 yıl öncesine ait 4 iskelet ile ahşap ve seramik eşyalar bulundu.

Kazı Başkanı Dr. İsmail Karamut çok heyecanlı... “Bu keşif, İstanbul’un ilk yaşam biriminin 2.700 yıl önce değil, cilalı taş devrinde kurulduğunu gösterir” diyor
Vatan Gazetesi'nin haberine göre; Yenikapı’da 4 yıldır devam eden Marmaray ve Metro istasyonları kazılarında İstanbul’un tarihini sil baştan yazdıracak yepyeni bulgulara rastlandı. Tarih ve arkeoloji çevrelerinde büyük heyecan yaratan bulgulara göre İstanbul’un tarihi bilinenin aksine 2.700 değil 8.500 yıl öncesine dayanıyor. Marmaray kapsamında Yenikapı’da yapılan arkeolojik kazılarda bugüne kadar Theodosius Limanı gün yüzüne çıkarılmış 33 gemi, İstanbul’un Bizans Dönemi’nde yapılan en eski suru, Bizans Kilisesi ve binlerce buluntu ortaya çıkarılmıştı. Ancak son yapılan kazılarda hiç hesapta olmayan ve beklenmeyen tarihi bulgulara rastlandı. Theodosius Limanı’nın altındaki katmanda M.Ö. 6.500’lü yıllara ait olduğu tahmin edilen 4 insan iskeleti ile ahşap savunma silahları, ahşap eşyalar ve kano kürekleri bulundu.

İstanbul’un ilk çiftçileri
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü ve Marmaray Kazı Başkanı Dr. İsmail Karamut Yenikapı’daki kazı çalışmalarında 4 yıl içinde 58 bin metrekarelik alanın kazıldığını söyledi: “4 yıl içinde çok önemli tarihi bulgulara, eserlere ulaştık. 33 gemi çıkartıldı. Ancak 2 ay önce hiç birimizin tahmin etmediği bulgularla karşılaştık. Deniz seviyesinin 6 metre aşağısında, Theodosius Limanı katmanı altında 4 insan iskeleti bulundu. Bu iskeletler M.Ö. 6000-6500 yıllarına ait. Bu müthiş bir keşif. Çünkü İstanbul’un tarihinin sil baştan yazılmasını gerektirecek bir durumla karşı karşıyayız! İstanbul’un çevrelerinde neolotik döneme ait bulgulara rastlanılmıştı ancak tarihi yarımada da ilk kez böyle bulguları çıkardık. Kazılarda ahşap eşyalar, savunma silahları da bulduk. Kazı yaptığımız bölge,

Likhos deresinin Marmara Denizi’yle buluştuğu nokta. Belli ki bundan 8-8.500 yıl önce o bölgede bir köy vardı ve o köylüler hayvancılık ve tarımla uğraşıyordu.”

Çatalhöyük’le aynı
Marmaray kazılarıyla birlikte bulunan heyecan verici köy, İstanbul’un ilk yaşam merkezi miydi? Dr. Karamut, “Evet, olabilir” diyor. Peki Marmaray kazılarındaki son buluntuların Neolotik çağa, yani cilalı taş devrine ait olduğundan nasıl emin oldular? İşte Dr. Karamut’un kanıtları: “İnsanların avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçtiği dönemde yani Neolitik Çağ’da kullandığı malzemeleri biliyoruz. Yenikapı’da bulunan malzemeler, özellikle de seramik parçaları, buluntuların Neolitik Çağ’a ait olduğunu gösteriyor. Zaten, Anadolu’daki bu çağa ait olan buluntularla da Marmaray kazılarından çıkan bulguları kıyasladık. Kazı ekibimizde bulunan Neolitik Çağ uzmanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Yenikapı’da bulunan seramik parçalarıyla, Çatalhöyük’teki neolitik çağda bulunan seramik parçaları arasında büyük benzerlikler olduğunu tespit etti.”

NEOLİTİK ÇAĞ NEDİR?

Neolitik Çağ (M.Ö 8.000-5.500) ya da diğer adıyla Cilalı Taş Devri’nde önceki devirlere göre daha sert ve daha düzgün taş aletler yapıldı. Topraktan veya kilden yapılan kaplar ateşte pişirildi, bunun sonucunda seramik sanatı başladı. Bu devirdeki insanlar bilgi ve teknikte önceki dönemlere göre oldukça ileri bir düzeye çıktı. İnsanların avcılık ve göçebeliği bırakıp yerleşik düzene geçmesi de bu dönemde başladı. Birbirine yakın aileler topluca bir yerde oturarak köyleri meydana getirdi. Böylece tarihteki ilk köyler kuruldu.

Ayrıca insanlar tahıl üretimine de başlayıp, hayvanlar evcilleştirilip, insanlar tüketicilikten üretici duruma geçti. İlk defa ticaret de başladı. Neolitik Devrim, ilk olarak Orta Doğu, Önasya , Uzakdoğu gibi geniş ve düzenli akarsuların yaygın olduğu bölgelerde ortaya çıktı.

28/9/2008

Küresel ısınmada yeni tehdit: METAN GAZI
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tam bir kısır döngü... Isınma arttıkça buzullar eriyor, buzullar eridikçe karbondioksitten 20 kat daha zararlı olan metan gazı ortaya çıkıyor. Metan gazı, küresel ısınmayı daha da artırıyor

Kuzey Kutbu’nda sürekli olarak donmuş durumda olan toprak tabakasının (permafrost) erimesiyle, karbondioksitten 20 kat daha zararlı bir sera gazı olan metan gazının atmosfere salındığı belirtildi.
 Rus araştırma gemisi Jacob Smirnitskyi ile Rusya’nın kuzey kıyılarını boydan boya kateden bilim adamları, bazı bölgelerde metan gazı seviyesinin geçmişe oranla 100 kat arttığını belirledi.
Araştırmaya göre, normalde deniz altında depolanan ve permafrostlar tarafından buraya hapsedilen milyonlarca ton metan gazı, artan sıcaklıklar nedeniyle buz tabakasında oluşan deliklerden yukarıya doğru çıkıyor. 

‘Saatli bomba gibi’
Küresel ısınmaya yol açan sera gazlarından olan ve bu açıdan karbondioksitten 20 kat daha güçlü olduğu belirtilen metan gazının atmosfere salınmasıyla, sıcaklıkların daha da artacağı ve bunun da daha fazla buz tabakasının eriyip daha fazla metan gazını açığa çıkaracağı belirtildi.
Bilim adamları, geçmişte de yeraltındaki metan gazının atmosfere karışmasının ardından küresel hava sıcaklıklarında hızlı bir artış görüldüğü, önemli iklim değişikliklerinin meydana geldiği ve bazı türlerin neslinin yok olduğu uyarısında bulundu.


Küresel ısınma yeni nesli kısa yapıyor
Avrupa Çocuk Endokrin Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, küresel ısınmanın çocuklarda erken ergenliğe neden olduğunu belirterek, “Soğuk ülkelerde geç ergenliğe giren çocuklar, sıcak ülkelerde erken ergen oluyor. Normalde kızlar 8-13 yaş,   erkekler 9-13.5 yaş arasında ergen olurken son yıllarda 1-2 yaş öne kaydı. Bunun en önemli riski, gençlerin boylarının kısa kalması ve küçük yaşta (5-6 yaşında) adet görmeleri” dedi.
47. Avrupa Çocuk Endokrinolojisi Kongresi nedeniyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Jean Claude Carel, Türkiye’de de obezitenin arttığını belirterek, “Çocukların şişmanlamasıyla çocuk diyabeti Tip 1 yerine, kalp hastalıkları ve ortopedik bozukluklara neden olan yetişkin diyabeti Tip 2 görülmeye başlandı” dedi. 
GÜLAY FIRAT İstanbulDIŞ HABERLER SERVİSİ

Google

VİDEOLARIM/Kısa Film


Powered by eSnips.com

Son Yazılar

Arkadaşlarım

hobilerimden

uygarradikal

ata1881

umutcocuklari

hukuksal

soymet

desoyoz

kelebek50

kiminelikimincebinde

benyaziyorum

yagmurzamani94

bilimhaber

enguzelgunler

amanitaverna86

kartanesi35

cilginogretmen

satiyorumsaaattim

ogretmen68

yenigelengun

armutluyokusu

turanblog

dangerrdr

1001kopru

atyarisialtili

bloghertelden



Free Blog Content

Website Counter
Destekliyorum

Blogcu ile yapıldı
Get Free Shots from Snap.com