User-agent: Mediapartners-Google* Disallow:

hayvanlar - http://www.devirdaim.blogcu.com - Blogcu



« Önceki |

7/9/2009

Sivrisineklerden Korunma Önerileri
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu



Özellikle yaz aylarında ve nemli havalarda balkon sefalarının davetsiz misafirleri olan sivrisinekler, hepimizin korkulu rüyasıdır. Kimi zaman uykularımızı da kaçıran minik ama rahatsız edici bu yaratıkların neden bazı insanların başına bela olurken bazılarının yakınından bile geçmediği büyük merak konusudur.

www.realage.com.tr olarak bu problemden kurtulmanıza ve sivrisineklerin neden sizi tercih ettiğini anlamanıza yardımcı olmak amacıyla ünlü sağlık sitesi WebMD’de yayınlanan bir haberi sizlere aktarmak istiyoruz.

Amerikan Florida Üniversitesi’nden Profesör Jerry Butler, her 10 kişiden 1’inin sivrisineklere daha çekici geldiğini söylüyor. Ancak bu sinekler kanınızı emerken karınlarını doyurma amacında değil. Yalnız dişi bireyler insanları ısırıyor; çünkü yumurtlamak için insan kanına ihtiyaç duyuyorlar.

En Çok Kimi Seviyorlar?


Amerikan Sivrisinek Kontrol Birliği’nden Dr. Joe Conlon’a göre; kesin bir yanıt bulunamamış olsa da sivrisineklerin özellikle bazı insanları seçmelerindeki neden, bu kişilerin vücutları tarafından salgılanan kokuların daha çekici gelmesi.

Bilim adamları insan vücudunun, sivrisinekler tarafından %85lik bir oranla diğer canlılara göre daha çekici bulunduğunu ortaya koyuyor. İnsan kimyası incelendiğinde, deriye yakın yerlerde bulunan bazı maddelerin fazlalığı sivrisineklerin bu kişilere yönelmesine yol açıyor.

Kolesterol Seviyesi, Ürik Asit ve Karbondioksit Çekiciliği Artırıyor


WebMD’ye yaptığı açıklamada Butler , “Derilerinin hemen altında yüksek seviyede steroit ve kolesterol bulunan insanlar sivrisineklerin daha çok dikkatini çekiyor.

Ancak bu o kişilerde illaki yüksek kolesterol olduğunu göstermez. Sadece kolesterol vücutlarında daha seri bir şekilde işleniyor.

Sivrisinekler aşırı ürik asit üreten kişileri de hedef olarak seçiyor. Amerikan Böcekbilimi Topluluğu’ndan böcekbilimci Dr. John Edman, bu maddenin sineklerin koku alma duyusunu harekete geçirdiğini ve bu insanları ısırmayı tercih ettiğini belirtiyor.

Dr. Jow Conlon, “ Çok uzak mesafede bile olsa her tür karbondioksit sinekler için dayanılmaz çekiciliktedir. Vücudu daha büyük bir yapıya sahip olan kişiler daha fazla karbondioksit üretir ve bu durum neden sineklerin daha çok yetişkinleri hedef aldığını açıklar. Hamile kadınlar da normal kişilerden fazla karbondioksit ürettiklerinden daha büyük risk altındadır. Ayrıca hareket ve sıcaklık sivrisinekleri etkileyen faktörler arasındadır,” diyerek neden onları yakalamaya çalıştığımızda başımıza daha çok bela olduklarını açıklıyor. Çünkü biz hareket ettikçe yerimizi belirlemeleri daha kolay bir hal alıyor.
Sivrisineklerden Korunmak İçin Alternatif Öneriler


Piyasada satılan bir sürü koruyucu krem ve sprey var. Ancak kimyasallar dışında birkaç yöntemle de bu kâbusunuza son verebilirsiniz.

• Dermatologların yaptığı araştırmalara göre; soya fasulyesi yağı içeren koruyucular denendiğinde 1,5 saatlik bir koruma sağladıkları görülmüştür. Ayrıca sitronella yağı, sedir, nane ruhu, limon çimeni ve sardunya da kısa süreli koruma sağlıyor.
• Okaliptüs içerikli yağlar ise sivrisinekleri daha uzun süre uzak tutuyor. Bu yağlar 3 yaşın üstündeki çocuklar için de kullanıma uygun.
• Son yıllarda B1 vitamini içerikli cilde yapıştırılan bantlar oldukça popüler hale geldi. Bu ürünlerin yaygın hale gelmesinin nedeni ise 1960 yılında yapılan bir araştırma. Araştırmaya göre; dişi sivrisinekler B1 vitamininin ciltte neden olduğu kokudan hoşlanmıyorlar. Ancak bu konuda başka bir kanıt elde edilmemesine karşın bu bantları satan şirketler, araştırmaların hala devam ettiğini ancak sadece kesin bir sonucun olmadığını savunuyor.
• Vücudunuzda herhangi bir krem, sprey ya da maddenin varlığını istemiyorsanız sivrisinek tuzakları da oldukça etkili. Sivrisineklere çekici gelebilecek ısı, karbondioksit ve nem gibi koşulları sağlayarak onları kendine çeken bu tuzaklar, dişi sinek tuzağa girdiğinde ya hapsederek ya da öldürerek çözüm sunuyor.www.RealAge.com.tr tarafından hazırlanmıştır.

Kendileri ufacık olsa da çıkardıkları sesten ve geride bıraktıkları kaşıntılardan herkes rahatsız olur. Ayrıca mikrop ve hastalık nedeni olduklarını da göz önünde bulundurursak sivrisinekler boyutlarına karşın oldukça büyük ve çözülmesi gereken bir sorun.

28/12/2007

Köpeklere TATİL KÖYÜ!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bildiğiniz tatil köyü. Klimalı odalar, havuz, restaurant ama sadece köpeklere...

Antalya Belek’te dünyanın ilk köpek tatil köyü açılıyor. Holidogs adlı beş yıldızlı tesisin içinde köpekler için klimalı barınaklar, havuz, restoran ve şezlong bulunuyor

Dünyanın ilk köpek tatil köyü Belek’te Tarkan Duman tarafından açılıyor. Beş yıldızlı tesisin içinde bir dönümlük bir alana kurulacak Holidogs adlı tatil köyünde köpekler için klimalı, müzik yayını olan köpek evleri, yüzme havuzu, şezlong, şemsiye, restoran, resepsiyon ve veteriner odası bulunuyor.

İHTİYAÇTAN ORTAYA ÇIKMIŞ

Tarkan Duman, köpeğiyle tatil yapma konusunda çektiği sıkıntılardan yola çıkarak projeyi üretmiş. Tesisin 50 bin Euro’ya mal olduğunu anlatan Duman projeden 1 milyon Euro artı gelir elde etmeyi planlıyor. Duman markasını yurtdışına da açacak.

Kaynak: Star

15/12/2007

Kurban alırken dikkat
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İSTANBUL(ANKA)- Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi tüketicileri, “Veteriner sağlık raporu ve menşei şahadetnamesi olmayan, kulak küpesiz ve pasaportu olmayan sığır ve manda satın almamaları” konusunda uyardı.
 
TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, yaptığı açıklamada, her yıl Türkiye'de yaklaşık 600 bin büyükbaş ve 2 milyon küçük baş hayvanın kurban olarak kesildiğini belirterek, kurban ibadetinin kamuoyunda “hayvan katliamı” gibi gösterilmesinin önlenmesi, Kurban Bayramı'nın ruhuna uygun şekilde kutlanması gerektiğini ifade etti. Kopuz, Kurban Bayramı'nda insan sağlığının, hayvan sağlığının koruması, hayvanların hijyenik şartlara uygun olarak kesilmesi ile çevre kirliliğinin önlenmesinin, herkesin görevi olduğunu ifade etti.
 
Kasaplık hayvanların birçok hastalığın kaynağı olabileceğini ve bu hastalıkların insanlara bulaşabileceğine dikkat çeken Kopuz, şu bilgileri verdi:
“Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların özellikle kurban bayramlarında görülme sıklığı yaklaşık yüzde 30 oranında artmaktadır. Bu sebeple halkımızın Veteriner sağlık raporu ve menşei şahadetnamesi olmayan, kulak küpesiz ve pasaportu olmayan sığır ve manda satın almamaya özen göstermeleri gerekmektedir. Ayrıca çok zayıf, gebe, yeni doğum yapmış, yüksek ateşi, tüyleri karışık ve mat, bakışları ve dış görünümü cansız olan, salya ve gözde akıntısı bulunan, öksürük, nefes darlığı, yara, şişlik ve ödemi, pis kokulu ishali ve burun akıntısı, cinsiyet organları ve memede kötü kokulu akıntısı olan, çevreye karşı aşırı tepkili veya çok duyarsız olan hayvanları satın almamaları gerekmektedir.”

 
Kopuz, kurbanlık hayvan kesimlerinin Tarım Bakanlığı'ndan ruhsat alınmış mezbaha ve kombinalarda veya geçici kesim yerlerinde yapılması gerektiğine de işaret ederek, kesim yapılacak yerler temiz ve serin olması ve buralarda bol miktarda su bulundurulması gerektiğini de ifade etti.

Kesme ve yüzme işleminin daha temiz ve sağlıklı olması için kesim işlemi mümkün olduğunca hayvanlar askıya alınarak yapılması uyarısında da bulunan Şemsi Kopuz, şunları dedi:
“Kesim sonrası oluşan ve insan gıdası olarak tüketilemeyen yan ürünler ile birçok hastalık etkenini taşıyan kan, işkembe ve bağırsak içerikleri ile bozuk ve yenmeyen organ veya organ kısımları, çevreye atılmamalı, atık sulara ve kanalizasyon sularına dökülmemeli, üzerine kireç tozu dökülerek derin çukurlara gömülmelidir. Kesilen hayvanlara ait hastalıklı organlar, kesim sırasında oluşan artıklar ile özellikle kistli karaciğerler ile akciğerler kesinlikle kedi ve köpeklere verilmemeli, uygun şekilde hazırlanmış, kedi ve köpekler tarafından çıkarılmayacak derinlikte çukurlara gömülmelidir.”
Kopuz, kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulması ve önce 14 derecenin altında olmamak üzere güneş görmeyen serin bir yerde hava alması sağlanarak kesim sıcaklığının oda ısısına düşmesinin beklenmesi, daha sonra buzdolabına kaldırılması gerektiğini ifade etti.

 
Kopuz'un verdiği bilgilere göre, kurban etlerini saklarken şu noktalara dikkat etmek gerekiyor:
“.Hava almayan kısımlarında çok kısa sürede (2. gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli ve atılmalıdır.
.Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve parçaların büyüklüğüne göre değişmekle beraber normal buzdolabı koşullarında 5-6 gündür. Kıymada ise bu süre 3 gündür. Eğer daha uzun süreli muhafaza düşünülüyorsa etler derin dondurucuda -18 derecede muhafaza edilmelidir.
.Kurbanlık hayvanlarını Veteriner Hekim kontrolünde satış yapan yerlerden almalı, kesimleri bu konuda ehliyetli kimselere (tercihen mezbahalarda) yaptırmalı, kesim sırasında ve sonrasında hijyenik kurallara uymalı, artık organ ve dokular gelişi güzel atılarak halk ve çevre sağlığı tehdit edilmemeli, etlerin olgunlaşmasından (kesimden sonra 12–24 saat bekledikten) sonra tüketilmeli ve etler soğukta muhafaza edilmelidir.”

16/8/2007

Doğadaki en vahşi savaş YouTube’da izlenme rekoru kırdı!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 

      Güney Afrika’da bufalo yavrusuna saldıran aslanlar karşılarında büyük bir sürü buldu. Doğanın vahşi savaşının görüntüleri YouTube’da izlenme rekorları kırdı.
      Güney Afrika’daki Kruger Parkı’ndaki gölün yanında bir bufalo yavrusuna saldıran aslanlar savunmasız yavruyu yakalayınca devreye güçlü bufalolar girdi. O sırada gölden fırlayan timsahlar avı yemek isteyince aslanlarla timsahların savaşı başladı. Fakat devreye giren bufalo sürüsü vahşi rakiplerini püskürtmeyi başarsa da yavru bufalonun hayatta kalıp kalmadığı anlaşılamadı.
      Vahşi doğada gerçekleşen bu savaş dünyanın en büyük video paylaşım sitesi olan YouTube’da bugünlerde en çok izlenen klip oldu.


10/6/2007

Evimizin Sevimli Dostları Kediler ve Van Kedisi
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kediler, davranışlarıyla eski çağlardan beri insanların dikkatini çekmiş ve sempatisini kazanmışlardır. Dünya kedi ırkları arasında Van Kedisi, kendine has özellikleri ile, insanların dikkatini çekmekte ve dünyanın çeşitli yerlerinde yıllardan beri yetiştirilmektedir. Ülkemizin ekolojik kültür zenginliklerinden olan Van Kedisinin sayıları giderek azalmakta ve eğer önlem alınmazsa, saflıkları da bozularak yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadırlar. Bu durum, son yıllarda Van kedilerine ilgi duyanların bazı çarelere başvurmalarına yol açmıştır. Bu amaçla, önceleri Van Tarım Meslek Lisesinde koruma ve yetiştirme çalışmalarına başlanmış, ancak yeterli bilgi ve tecrübenin olmayışı nedeniyle istenilen sonuç alınamamıştır. Dar denebilecek tel örgülü kümeslerde barındırılmaları da kedilerin psikolojilerini bozmuş ve doğallıklarından uzaklaşarak saldırgan bir hal almalarına sebep olmuştur. Halbuki Van kedileri evde insanlarla beraber olmayı sevmekte ve özgürlüklerine düşkünlükleriyle tanınmaktadırlar.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından 1980 li yıllarda başlatılan Van Kedisi Koruma ve Araştırma çalışmaları, daha sonraları Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı tarafından devam ettirilmiş ve 1992 yılında kısa adı VKAM olan Van Kedisi Araştırma Merkezi kurulmuştur. Bu tarihlerde Van da bir Kedi Evi ile, Ana-Yavru Sağlık Dispanseri kurularak, Van daki bütün Van kedileri kayıt altına alınıp, kimlik belgesi verilmiştir.

Yapılan araştırmalara göre Van kedilerinin anavatanı, Altay dağlarının eteklerinde bulunan Buhtamara şehridir. Batı Asya da bir kedi evcilleştirme merkezinin olması, bu tezi desteklemektedir. Van kedileri için diğer bir iddia da, bu ırkın spontan orijinli olduğu ve soğuk iklimde üretildiği yönündedir. Yetiştirildiği yerler ise Türkiye, Iran ve Rusya olarak bilinmektedir. Dünya kedi ırkları arasında özel bir yere sahip olan Van Kedisi, göz renklerinin orijinalliği, uzun beyaz tüyleri ve sevecenliğiyle insanların büyük beğenisini kazanmıştır. Bu özelliklerinden dolayı, çağlar boyunca Anadolu da ve tüm dünyada insanların dikkatini çekmiştir. Van kedilerine ait ilk bilgilere, Hitit mücevherlerinde ve mühürlerinde rastlanmıştır. Daha sonra Romalıların bu bölgeyi egemenlikleri altına alması ile (MS 75-387), Roma kalkanlarına ve bayraklarına Van Kedisi resmedilmiştir. Eskiden Van kedileri, yaz aylarını Erek dağının eteklerinde, kış aylarında şehirde ailelerinin yanında geçirerek yarı yabani bir hayat sürerlerdi. Günümüzde ise, tamamen ailenin bir üyesi olarak özellikle bahçeli evlerde barındırılmaktadırlar. Van yöresinde, halk tarafından kediye "Pişik" denir. Van Kedisi, fare ve böcekleri avlayan bir hayvan olmaktan çok, yöre halkı tarafından bir süs kedisi ya da ailenin dost bir bireyi olarak kabul edilir.

Van Kedisini Tanıyalım

Van Kedisinin vücut uzunluğu yeni doğanlarda 10-12 cm, ergin hayvanlarda ise 30-40 cm civarındadır. Kedilerin tüyleri, genellikle tümden beyaz olmakla beraber, bazen siyah ve kahverengi benekli olanları da vardır. Tüy uzunluğu bakımından da kısa, orta ve çok uzun tüylü olmak üzere 3 çeşittir. Göz renkleri bakımından; her ikisi mavi, her ikisi sarı, birisi mavi diğeri kehribar, birisi sarı diğeri mavi şeklinde çeşitleri bulunmaktadır. Benzer şekilde, gözlerdeki farklı renklilik, bazı insanlarda, köpeklerde ve kurtlarda da görülmüştür. Buna Defekt Sendrom denilmektedir. Aslında Van kedilerinde yaygın bir göz kusuru olan bu özellik, halk tarafından tek gözlülük olarak tanımlanır ve aranan bir özelliktir. Hatta halk adeta tek göz olmayan kedileri Van Kedisi olarak benimsememektedir. Van Kedisindeki mavi göz rengi, daima turkuaz mavisi özelliği göstermesine rağmen, kehribar gözdeki renk tonu oldukça farklılık gösterir. Bu tonlar, kehribar, açık kehribar, sarı ve çağla yeşilidir. Çok ender olarak da kehribar göz rengi yerine, kahverengi olabilmektedir. Mavi gözlü kediler, mavi gözlü-kısa, kadife kürklü ve mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ayrılır. Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir. Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati var ise de, tekgöz ve mavi gözlü kedilerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır. Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu sanılsa da, bu aslında Ankara kedisinin bir özelliğidir. Van Kedisini diğer kedilerden ayıran en önemli özelliklerinden birisi de sudan korkmayan bir kedi oluşudur. Bilindiği gibi kediler genellikle suyu sevmezler ve kaçarlar. Van kedileri ise suda yüzmekten çok hoşlanırlar. Eğer suya doğru gidiyorsa, bu zorunluluktan değil, sadece zevktendir. Özellikle ılık ve sığ sularda yüzmeyi seven Van kedileri, evlerde musluktan damlayan sulara pati atar ya da banyoda size eşlik eder.

Van Kedisinde Üreme

Van kedileri 8-13 ayda eşeysel olgunluğa erişirler. Bu, havaların ısınmaya başladığı ilkbahar aylarıdır. Ayrıca sıcak bir ortam, iyi bakım ve besleme şartları sağlandığında yılın her mevsiminde kızgınlık gösterebildikleri de görülmüştür. Diğer kedilerde olduğu gibi, gebelik 59-68 gün sürmektedir. Bir batında 4-7 yavru doğururlar. Yavruların gözleri 9. günde açılır. Bu zaman zarfında, memeyi, sütün kokusundan bulabilmektedirler. Doğduklarında 70-95 g arasında olan yavrular, 10 gün içerisinde 2 kat ağırlığa ulaşırlar. Ergin olduklarında, dişiler 3, erkekler ise 4,5 kg ağırlığa ulaşılırlar. Dişi Van kedileri seçici olup, önüne gelen her erkek kedi ile çiftleşmez.

Doğum yaptığı yeri emniyetli bulmaz ise en kısa zamanda daha emniyetli bir yer bulup , yavrularını buraya taşır. Anne, yavrularını çok az yalnız bırakır ve sadece ihtiyaçlarını karşılamak için yavrularından uzaklaşır. Doğum yapan Van kedileri diğer kediler gibi, göbek kordonunu kendi dişleriyle koparırlar. Sağlam yavrularını ise yalayarak kurumalarına yardımcı olur. Bu yalama aynı zamanda yavrunun derisindeki kılcal damarlardaki kanın harekete geçmesine de yardım eder. Türkiye nin en yüksek dağlarının bulunduğu Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek sıcaklık farklarına kürkleri sayesinde uyum sağlayabilirler.

Van Kedisinin Davranışları, Alışkanlıkları ve Eğitilmesi

Van kedileri, çene altı, baş ve boyun altlarının okşanmasından çok hoşlanır, huzur bulur ve sakinleşirler. Bu nedenle onları bu şekilde sevmek, kedi ile iyi bir diyalog kurma açısından önemlidir. Okşanırlarken zevk aldıklarını, gözlerini kısıp, boynunu uzatarak ve kuyruklarını kaldırarak belli ederler. Van Kedisi, kendisine gösterilen sevgiye, bağlılık ve sevgiyle karşılık verir. Sevgi istekleri, özellikle gebelik döneminde artar ve sahiplerine çok yakın davranırlar. Yabancıları gördükleri zaman tepki göstererek, kaçarlar. Kendisini sevenlerin kucağına çıkıp, okşayan elleri önce hafifçe şakacıktan ısırır, sonra yalayarak sevgi gösterisinde bulunur ve mırıldanır. Sahibinin, diğer kedi ve küçük çocukları sevmesini kıskanır.

Van kedileri, oldukça zeki hayvanlardır ve kendilerine gelebilecek zararları kolayca fark edebilirler. Sevecen yaklaşan insan ve hayvanlara karşı dostça davranırlar. Fakat kötü davranacağını ve zarar vereceğini hissettiklerinde de, hemen tıslama ve hırlama ile tepki verirler. Savunmada tırnak ve dişlerini kullanırlar.

Van kedileri, kendi aralarında ve insanlarla iletişim kurabilmek için değişik sesler çıkarırlar. Çıkarılan bu sesler, onların psikolojik durumları ve ihtiyaçları hakkında ipuçları verir. Duruma göre çıkardıkları ses farklıdır. Bu miyavlamalar insanlarla, yavrularıyla ve erişkinlerle olan ilişkilerinde farklıdır. Van Kedisi, sabahleyin, sahibiyle karşılaştığında, yüksek sesle miyavlayarak sevincini gösterir. Acıktığında, mutfak kapısına doğru giderek, acıktığını belirtecek şekilde miyavlar. Sahibine, mutfağın kapısını gösterir. Yiyeceği verildiğinde, yemeğe başlamadan önce, sahibinin yüzüne bakıp sürtünerek adeta teşekkür eder ve sevindiğini belli ederek yemeğe başlar. Van kedileri, diğer kediler gibi, istenilen yere tuvaletlerini yapması için eğitilebilirler. Eğer tuvalet alışkanlığı yok ise istenmeyen yerlere tuvaletlerini yapabilirler. Evde uygun bir yerde, içinde kum bulunan bir kap tuvalet olarak kullanılabilir. Kedilerin ön ayakları kum kabına sürülerek, eşeleme davranışı kazandırılmalıdır. Burnu kuma sürtülerek, gaita ve idrarını koklaması temin edilmelidir. Evde farklı yerlere tuvaletini yaparsa; azarlanmalı ve hatalı iş yaptığında ceza olarak yemeği geciktirilmelidir. Van Kedisinin eğitime çok iyi cevap verdiği gözlenmiştir. Kendisine öğretilenleri çok çabuk kavrar. Van kedileri insanların kullandıkları tuvaletlere de alıştırılabilir. Bunun için kedinin tuvaletini yaptığı kum dolu kap, insanların kullandıkları tuvaletin bir köşesine konulmalı ve kediye koklatılmalıdır. Içindeki kum, her gün, biraz daha azaltılarak, zamanla kum tamamen kaldırılabilir. Kediler kum olmamasına rağmen bu tuvaletleri kullanabilirler. Tuvaletin kapısı, kedinin içeriye girebileceği şekilde biraz açık tutulmalıdır. Bazı kediler, eğer öğretilirlerse, tuvalet kapısının koluna atlayarak açtıkları da görülmüştür. Çünkü kediler, tuvalete alıştıkları zaman, kolay kolay başka bir yeri tuvalet olarak kullanmazlar. Eğer kapı kapalıysa, kapının önünde miyavlayarak sahibinden kapıyı açmasını isterler. Van kedileri, eğer üzerinde ısrarla durulursa, tuvalet taşının deliğine de alıştırılabilirler. Bu durumda ise, toprak örtme işlemini betonu ya da fayans zemini kazıyarak yapmaya çalıştıkları görülmüştür. Hatta, tuvalet yaptıktan sora sifonu çekmesi bile öğretilebilmiştir.

Van kedilerinin tavşanlarla, kuşlarla hatta yavru köpeklerle beraber büyütüldüklerinde, köpeklerle bile iyi arkadaşlık yaptıkları gözlenmiştir. Dışarıda serbest yaşayan kedilerin, çoğunlukla fareleri yedikleri halde, evde barındırılan Van kedilerinin çoğunun fareleri yemedikleri, onlarla saatlerce oynadıkları görülmüştür. Fareleri havaya atıp yakaladıkları, bırakarak tekrar yakalayarak onlarla oynadıkları, Van kedilerinin ne kadar oyuncu olduklarının bir göstergesidir. Yavruların gelişiminde önemli bir etken olan oyun, anne tarafından kontrol altında tutulur ve yavrularına yaşamaları için nasıl davranmaları gerektiğini öğretir. Eğer yavru tek kalırsa annesi ile; annesi de yoksa başka tür hayvanlarla bile oynamak ister. Van kedileri, oyun sırasında çok kızdırılırlarsa önce kaçmayı dener; kaçamayıp köşeye sıkıştığında, biraz tısladıktan sonra karşıdakinin suratına tükürerek tepkilerini ifade ederler. Van kedileri, birbirleri ile ilişkilerinde uyumludur. Özellikle dişi Van kedileri son derece sakin mizaçlıdır ve birbirleriyle hemen hemen hiç kavga etmezler. Yavru kedilerin birbirleriyle olan ilişkileri ilk zamanlar tamamen oyun oynamaya yöneliktir. Birbirlerine küçük pençeler atarak alt alta, üst üste yuvarlanarak adeta güreş yaparlar. Erkek kediler ise, birbirlerine karşı kavgacıdırlar. Eğer ortama yeni bir erkek kedi gelmişse, uzun süre yeni gelen kediye karşı üstünlük kurma kavgası olur. Bu kavgalar, son derece tehlikeli olabilir. Zaman zaman yemek yeme, su içme, kızgın bir dişi kedi ile çiftleşme isteği büyük kavgalara neden olabilir. Yerleşme alanlarına sahiplenme duygusu taşırlar. Yaşadıkları ev ve buna bağlı olarak yaşama alanları değiştirildiğinde, yeni yerini beğenmezse eski evine dönme çabası gösterirler. Bu şekilde onlarca km uzağa giderek eski yerlerini buldukları görülmüştür. Van kedileri, yeni yaşama alanlarına 20-30 gün içinde uyum sağlayabilirler. Çevreyi inceleme ve tanıma süreci içerisinde sahiplerine karşı ilgisizdirler. Kendi yataklarından ve yuvalarından başka yerde yatmak istemezler. Mekan değişiklerinde miyavlayarak huzursuzluklarını belli ederler.

Van kedilerinin avlanma kabiliyeti yüksektir. Keskin duyu organları, karanlıkta bile çok iyi görebilen gözleri, sivri pençeleri, keskin dişleri, kıvrak vücudu, ayak parmaklarının üzerinde sessizce yürüyebilmesi onu iyi bir avcı yapmıştır. Göz ve burun etrafında, anten görevi yapan kılların bulunuşu da avcılık yeteneğini kuvvetlendirmektedir. Kedilerin bıyıkları çok önemlidir ve asla kesilmemeli ve koparılmamalıdır. Bıyıklar, kedilere denge sağladığı gibi, karanlık yerlerde yönünü bulmada, önündeki engelleri hissetmede ve avının bulunduğu yeri tespit etmede birer radar görevi görür. Fare, kuş, kertenkele gibi hayvanları yakalayıp yedikleri gibi, küçük böcek ve sinekleri de havada avlayarak yerler. Ev dışında iç içe yaşadıkları kümes hayvanlarına asla saldırmazlar.

Özgürlüklerine düşkün, bireysel hareket eden kediler ile sahipleri arasında sevgiye dayanan bir ilişki vardır. Sahibinin kedisine olan sevgisini paylaşacak birisini kıskandıklarından dolayı, yaşadıkları ortamda, rekabet edecekleri başka bir kedi, hayvan, hatta küçük çocuk dahi olmasını istemezler. Aksi durumda küskün bir tavır takınarak, hem sahibine, hem de kıskandığı ortağına saldırarak zarar verebilirler. Etrafa rasgele tuvaletlerini yaparak ilgi çekmeye çalışırlar. Yemek yemezler su içmezler, bir köşeye çekilerek düşünceli bir hal alırlar.

Bir Van Kedisi hakkında sahibinin söyledikleri ilginçtir. "Özellikle mi Van Kedisini tercih ettim? Hayır. Ben depresyonuma, o da bunalımlarına ortak ararken tesadüfen bir araya geldik. Ben boşanıyordum; o da eski sahibi tarafından dövülüyor, susuz ve aç bırakılıyordu. Daha ilk günden uyumlu bir ikili oluşturduk. Aradan geçen dört seneye rağmen maruz kaldığı hırpalanmanın etkisini üzerinden atamayan kedim, sinirli mizacını insana özgü davranışlarıyla dengeliyor. Örneğin, geceleri yatağıma gelip yastığa başını koyduktan sonra ağzıyla örtüyü üzerine çekip uyuması, hasta olduğum zaman iyileşene kadar yanımdan hiç ayrılmaması, benimle beraber televizyon seyrederken çikolatalı dondurma yemesi... Her gün eve koşarak gitmemin en büyük nedeni o."

Van kedilerinin beslenmesi

Dünyanın en seçici hayvanlarından sayılan Van kedilerinin damak zevkleri de farklılık gösterir. Tıpkı insanlar gibi, onların da tercihleri vardır ve insanlar gibi, yanlış bir beslenme onlara zarar verebilir. Kedilerin yiyecek tercihlerini koku, tat, şekil ve içinde bulundukları ortam gibi birçok faktör etkilemektedir. Örneğin, Van Kedisi, yemeğinin, sütünün sıcak olup olmadığını, ön ayağı ile kontrol eder ve yemek uygun sıcaklıkta ise yer, değilse ılıyıncaya kadar bekler. Van Kedisinin, diğer kedilerden farklı olarak kavun, karpuz ve bazı meyveleri de yediği gözlenmiştir. Kedilerin, genel olarak mideleri küçük ve sindirimleri yavaş olduğu için, yiyeceklerini azar azar ama sık aralıklarla yerler. Günde 10 ile 20 öğün yemek yerler. 30-40 °C sıcaklıktaki yiyecekleri daha iştahla yerler. Kediler, köpeklere göre daha etçil olup, balık etini diğer etlere tercih ederler. Kedi sahipleri, Van Kedisinin yumurta sarısını yediğinde, tüylerini parlaklaştırdığı ve dökülmesini önlediğini ifade etmektedirler. Kedilerin çoğunun tatlı sevmemelerine karşılık, Van kedileri dondurma, krema ve sütlaç gibi tatlıları severek yerler. Yemek için belli bir yeri ve kabı olması gerekir. Van kedileri (özellikle yavrular), yemek yedikleri yerlerine kolayca alıştırılabilirler. Yemek yeri ile tuvalet yeri birbirinden ayrı ve uzak olmalıdır. Yemek yerine alıştırılan ve karınları doyurulan kediler, insanları rahatsız etmez, mutfaktan yemek çalmaz, tencere ve tabakları yalama gibi istenmeyen hareketler yapmazlar. Kendisi aç bile olsa, sahibi yemek yerken yanına oturur ve rahatsız etmeden onu seyreder. Kendisine yemek verilmedikçe sofradaki yemeklere dokunmazlar. Yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı olan Van kedilerinin korunması ve üretilmesi için bazı önlemlerin alınması gerekmektedir. Bunları kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Van kedisi ile ilgili çalışmalarda Valilik- Üniversite iş birliği artarak devam etmelidir.

2. Van kedilerinin ülke dışına çıkışları, kontrol altına alınmalıdır. Ülke içinde bile, Van iklimine benzemeyen yerlere verilmemeye dikkat edilmelidir.

3. Her Van kedisine mutlaka kimlik verilerek, beslenme, üreme ve sağlık durumları kontrol altında tutulmalıdır.

4. Ailelere ve çocuklara Van kedisi sevgisi aşılamak için broşür, reklam vb. tanıtım çalışmaları yapılmalıdır.

5. Van yöresindeki ailelere, Van kedisi beslemek için teşvik verilmelidir.

Kaynaklar

1.http://www.huseyincelik.net/van_kedi.html (14.03.2005)

2. http://www.van.pol.tr/html/van_kedisi.html (14.03.2005)

3. Inan, M.S. 1992. Van Kedisinde Göz Pigmentlerinin Biyolojik Dağılımı. Yüksek Lis. Tezi. Y.Y.Ü. Fen Bil.Ens. Van

4. Odabaşıoğlu, F. ve Ateş, C.T. 2000. Van Kedisi. S.Ü. Basımevi. 100s.

5. Şenler, N. 1986. Van Kedisinin Biyolojisi ve Davranış Özellikleri. Yüksek Lis. Tezi. Y.Y.Ü. Fen Bil. Enst. Van.

6. Yavuz, H.M. 1996. Kedilerin Beslenme Davranışları. Pet Magazine. Hayvan severler Derg. :29-38 .

Google

VİDEOLARIM/Kısa Film


Powered by eSnips.com

Son Yazılar

Arkadaşlarım

hobilerimden

uygarradikal

ata1881

umutcocuklari

hukuksal

soymet

desoyoz

kelebek50

kiminelikimincebinde

benyaziyorum

yagmurzamani94

bilimhaber

enguzelgunler

amanitaverna86

kartanesi35

cilginogretmen

satiyorumsaaattim

ogretmen68

yenigelengun

armutluyokusu

turanblog

dangerrdr

1001kopru

atyarisialtili

bloghertelden



Free Blog Content

Website Counter
Destekliyorum

Blogcu ile yapıldı
Get Free Shots from Snap.com